Affetmeyin

Ve ben kim bilir bu debdebe içerisinde ne kadar çok insana kırılacak “ne çok acı” biriktireceğim.

avatar
8 Haziran 2017
209 Okunma
1 Comments

Merhaba!

N’aber?

Bu gün biraz affetmemekten bahsedeceğim. Hiçbir zararını görmediğim eylemsizlik hâli. İnanmayın “affederseniz rahatlarsınız” diyen saykologlara. Lütfen.

Kalbinizin yerini öğrendiğiniz zamanlara geri dönün şimdi. Yani kırılmaya, sevmeye, inanmaya, öğrenmeye başladığınız o ilk vakitlere geri dönün. “yaşamak” adlı kitabına başlarken “ne çok acı var” diyen şair gibi.

Az evvel sahur sofrasında anneme şöyle dedim; “senin yerinde olmak isterdim anne. Yapacağın çok şey kalmadı” ve anne, kırılacağın çok insan da yok.

Ben daha evlenecek, henüz tam anlamıyla tanımadığım biriyle bir çatı altında aynı yatakta uyuyacak, aynı ekmeği bölüşecek, aynı dertlerle dertleneceğim. Fıtraten insan sevmiyor olmama rağmen ailesini ailem bellemek zorunda kalacağım, sonra belki çoluğa çocuğa karışıp başka bir boyuta taşınacağım. Sonra bir de belki yani umarım/inşallah başka da bir şehre taşınacağım. Sonra kırk yaşıma yaklaşacağım. Boyayı bırakacak ve beyazlarımı sevgiyle tarayacağım. Hatta belki geçen onca yılda bir tek beyazlarımı seveceğim.  Benden birkaç yaş küçük kocama daha güzel görünme çabasıyla belki botoksa belki spora belki diyete abanacağım.  Ellerimin üzeri biraz daha damarlı biraz daha kırışmış olacak, belki 50’ye uzanınca yüzümde o esmer lekelerden çıkacak ve bir de belki kilo almama mani olamayacak dahası aldığım kilolara çözüm bulamayacağım. Yaşım ilerlediği için hakkını vererek spor da yapamayacağım. Gözlerim de sıkılacak eskisi kadar belki okuyamayacağım da. Belki kocam beni beğenmeyecek ilerde /artık. Kavgalarımız artacak, birbirimizi tanıdıkça belki daha da çekilmez ve kaprisli canlılar haline geleceğiz. Ve ben kim bilir bu debdebe içerisinde ne kadar çok insana kırılacak “ne çok acı” biriktireceğim. Hepsini şimdiden selamlıyor, gelen her acıya ve yolculayacağım her insana eyvallah diyeceğim. Çünkü ben duygularını tersinden yaşamaya odaklanan bir kadınım.

Önümde bir sürü iş, mesele, prosedür, yol var. Gözümde dağ oluyor, büyüyor. Hayatımın “yapacak çok az şeyim kaldı” ve “tanıyacak az insanım” kısmına ışınlanmak istiyorum.

Çünkü bütün bir otuz yıl içerisinde kırıldığım ne kadar insan olduysa hiçbirini affetmedim. Çünkü affetmenin ağırlığını beşeriyetime yükleyemezdim. Çünkü affedip canımı delip geçen insanlara ve anılara böyle bir kıyak geçemezdim. Affetmemenin hafifliğiyle yoluma devam edeceğim. Siz de affetmeyin. Af marifetini yaratıcının mağfiretine bırakın. Sadece insan olmanın tasasını yaşayın. Zamanı kısıtlı ruhun iç çekişlerine daha fazla sır yüklemeyin. Bağışlamak insana insan olduğunu unutturuyor. Bir çeşit sahiplik oyunu oynamak…  Fazlasıyla ağır.

İlginizi çekebilir

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım746 okundu
Hikâyat
2 paylaşım746 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Babacığım
Deneme
0 paylaşım149 okundu
Deneme
0 paylaşım149 okundu

Babacığım

Hayat Can - Haz 18, 2017

Hakikat demişken... Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Ân – Açık Parlak Sarı
Dem
2 paylaşım159 okundu
Dem
2 paylaşım159 okundu

Ân – Açık Parlak Sarı

Hayat Can - Haz 17, 2017

Cebinden sigarasını çıkarırken sağ bacağını sol bacağının üzerine attı ve ayn'anda karşısındaki eski çamın dallarına konuşlanmış kahverengi siyah sokak güvercinini gördü.

1 Yorum


Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.