Babacığım

Sabretmeyi, beklemeyi, umut etmeyi, özlemeyi öğrendim. Özlemeyi hakikatli öğrendim.

avatar
18 Haziran 2017
53 Okunma

Behiştî, Jonathan Swift, İzzet Molla, Charles Baudelaire, Şinâsî, Mark Twain, Emile Zola, Muallim Naci, Maksim Gorki, Andre Gide, Agatha Christie, Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ârif Nihat Asya, Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Yaşar Kemal… Onlar, babasız büyüyen çocuklardı ve dünya edebiyatını ellerinde tuttular hep.

Oğuz Atay, Can Yücel, Cahit Zarifoglu, Kafka… Onlar da babalarına kırgındılar. Ve muhtesem sözcükleri, kendisine fazla gelecek boktan bir dünyaya bıraktılar. O sözcükleri, kavrulmuş ruhlarında kurguladılar.

Bize gelince; biz çok uzun yıllardır babamla arkadaş olduk. Evet. Bizim babamla ilişkimizin bir adı oldu hep. Ya kırgındık ya da toz kondurmadık birbirimize hiç.

Ben hayatımda 8 yaşımdan beri “bu senin hayatın, karar senin” bildim. Belki biraz otorite tanımazlığım bu nedenleydi. İnsanların etiketine, yaşına, eğitimine, şöhretine, mülküne saygı duymadım. Beni bağlayan, ellerimi önümde kavuşturan şeyler bunlar olmadı hiç. Babam bana o kadar uzaktan “insanların sadece şahsiyetlerine, -insan oldukları için- saygı göstermemi ögretti. Ve güçlü oldum.

Âşık oldum anlattım. Hayal kırıklığı yaşadım anlattım. Kafam karıştı sordum. Yolumu kaybettim aradım. Pişman oldum özür diledim. Kırdıysam gönlünü aldım. Bunun gibi bi’ sürü bi’ şeyler.

Çok birbirimize doyamadık belki ama birlikte olduğumuz senenin birkaç gününü nasıl geçireceğimizi şaşırdık.

Babacım. Belki çok vaktimiz yoktur. Bunca beni kendi halime bırakmana rağmen sana ve adına yakışır bir evlat olmaya çalıştım. Kimsenin arkasından konuşmadım. Kimseyi gözlerinin içine bakarak kırmadım. Kimsenin hayalleriyle oynamadım. Kimsenin hakkını yemedim.

Senin gibi oldum evet biraz. Kafamın dikine, inandığım her değerin peşine gittim. Onca uzaklığımıza rağmen, mesafenin, km’lerin dedikleri gibi “anlamsız birer sayı” olduğunu idrak ettim. Sabretmeyi, beklemeyi, umut etmeyi, özlemeyi öğrendim. Özlemeyi hakikatli öğrendim.

Hakikat demişken… Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Ufak bi’ kaza geçirdiğimi duyduğunda köprüden kaçak geçişini, sabaha kadar redaksiyonunu ve deşifresini yaptığım derginin PC’de yanmasının ardından sabaha doğru ağlamama uyanıp ofiste “hadi yat sen ben yaparım” deyişini, ilk dolma kalemimi senin hediye edişini, hazırladığım kitabın yeni yazdığım her bölümünü telefonda merak, heyecan, sabır ve buyuk bir ciddiyetle dinleyişini, ben Amerika’dayken, sabaha karşı -saat farkı nedeniyle- sırf benimle konuşabilmek için uyanıp MSN başında benim online olmamı bekleyişini filan. Bunun gibi daha bi’ sürü güzel anıyı çocuklarıma anlatacağım bir gün.
Sizin diyeceğim, harikulade bir dedeniz vardı. Çınar gibi, dağ gibi bir adamdı diyeceğim.
Kendi doğruları vardı, ve inandığı doğrular uğruna tüm dünyayla savaşırdı. Diyeceğim. tıpkı anneniz gibi. Diyeceğim…

Mesafeler boktan birer sayı… Saçma sapan bir şey olsa bile. Özlem gerçek.

Belki bir gün büyük bir edebiyatçı iyi bir yazar olurum. Babacım, seni anlatırım sayfalarca belki. Şuram düğüm düğüm olur ama anlatırım babacım…

İlginizi çekebilir

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım348 okundu
Hikâyat
2 paylaşım348 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Ân – Açık Parlak Sarı
Dem
2 paylaşım85 okundu
Dem
2 paylaşım85 okundu

Ân – Açık Parlak Sarı

Hayat Can - Haz 17, 2017

Cebinden sigarasını çıkarırken sağ bacağını sol bacağının üzerine attı ve ayn'anda karşısındaki eski çamın dallarına konuşlanmış kahverengi siyah sokak güvercinini gördü.

Tutunmaya Çalışanlar
Hikâyat
1 paylaşım96 okundu
Hikâyat
1 paylaşım96 okundu

Tutunmaya Çalışanlar

Hayat Can - Haz 17, 2017

Bu ne ilk verdiğimiz şehit olacaktı ve ne de sonuncusu… Topraklar kana susamıştı madem, biz de damarlarımızda dolaşan son damla kana değin akıtırdık ve feda olurdu. Vatan sağ olurdu ve bize yeterdi.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.