Babacığım

Sabretmeyi, beklemeyi, umut etmeyi, özlemeyi öğrendim. Özlemeyi hakikatli öğrendim.

avatar
18 Haziran 2017
311 Okunma

Behiştî, Jonathan Swift, İzzet Molla, Charles Baudelaire, Şinâsî, Mark Twain, Emile Zola, Muallim Naci, Maksim Gorki, Andre Gide, Agatha Christie, Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ârif Nihat Asya, Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Yaşar Kemal… Onlar, babasız büyüyen çocuklardı ve dünya edebiyatını ellerinde tuttular hep.

Oğuz Atay, Can Yücel, Cahit Zarifoglu, Kafka… Onlar da babalarına kırgındılar. Ve muhtesem sözcükleri, kendisine fazla gelecek boktan bir dünyaya bıraktılar. O sözcükleri, kavrulmuş ruhlarında kurguladılar.

Bize gelince; biz çok uzun yıllardır babamla arkadaş olduk. Evet. Bizim babamla ilişkimizin bir adı oldu hep. Ya kırgındık ya da toz kondurmadık birbirimize hiç.

Ben hayatımda 8 yaşımdan beri “bu senin hayatın, karar senin” bildim. Belki biraz otorite tanımazlığım bu nedenleydi. İnsanların etiketine, yaşına, eğitimine, şöhretine, mülküne saygı duymadım. Beni bağlayan, ellerimi önümde kavuşturan şeyler bunlar olmadı hiç. Babam bana o kadar uzaktan “insanların sadece şahsiyetlerine, -insan oldukları için- saygı göstermemi ögretti. Ve güçlü oldum.

Âşık oldum anlattım. Hayal kırıklığı yaşadım anlattım. Kafam karıştı sordum. Yolumu kaybettim aradım. Pişman oldum özür diledim. Kırdıysam gönlünü aldım. Bunun gibi bi’ sürü bi’ şeyler.

Çok birbirimize doyamadık belki ama birlikte olduğumuz senenin birkaç gününü nasıl geçireceğimizi şaşırdık.

Babacım. Belki çok vaktimiz yoktur. Bunca beni kendi halime bırakmana rağmen sana ve adına yakışır bir evlat olmaya çalıştım. Kimsenin arkasından konuşmadım. Kimseyi gözlerinin içine bakarak kırmadım. Kimsenin hayalleriyle oynamadım. Kimsenin hakkını yemedim.

Senin gibi oldum evet biraz. Kafamın dikine, inandığım her değerin peşine gittim. Onca uzaklığımıza rağmen, mesafenin, km’lerin dedikleri gibi “anlamsız birer sayı” olduğunu idrak ettim. Sabretmeyi, beklemeyi, umut etmeyi, özlemeyi öğrendim. Özlemeyi hakikatli öğrendim.

Hakikat demişken… Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Ufak bi’ kaza geçirdiğimi duyduğunda köprüden kaçak geçişini, sabaha kadar redaksiyonunu ve deşifresini yaptığım derginin PC’de yanmasının ardından sabaha doğru ağlamama uyanıp ofiste “hadi yat sen ben yaparım” deyişini, ilk dolma kalemimi senin hediye edişini, hazırladığım kitabın yeni yazdığım her bölümünü telefonda merak, heyecan, sabır ve buyuk bir ciddiyetle dinleyişini, ben Amerika’dayken, sabaha karşı -saat farkı nedeniyle- sırf benimle konuşabilmek için uyanıp MSN başında benim online olmamı bekleyişini filan. Bunun gibi daha bi’ sürü güzel anıyı çocuklarıma anlatacağım bir gün.
Sizin diyeceğim, harikulade bir dedeniz vardı. Çınar gibi, dağ gibi bir adamdı diyeceğim.
Kendi doğruları vardı, ve inandığı doğrular uğruna tüm dünyayla savaşırdı. Diyeceğim. tıpkı anneniz gibi. Diyeceğim…

Mesafeler boktan birer sayı… Saçma sapan bir şey olsa bile. Özlem gerçek.

Belki bir gün büyük bir edebiyatçı iyi bir yazar olurum. Babacım, seni anlatırım sayfalarca belki. Şuram düğüm düğüm olur ama anlatırım babacım…

İlginizi çekebilir

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım172 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım172 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım199 okundu
Hikâyat
0 paylaşım199 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım1,069 okundu
Hikâyat
2 paylaşım1,069 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.