Dün Değil

Ağaç dinlemiş çocuk konuşmuş, hiç kıpırtısız oturduğu yerde tam 5 gün durmuş. 6 gün durmuş. 13 gün durmuş. 42 gün durmuş.

avatar
22 Şubat 2017
4 Paylaşım 843 Okunma

Günlerden belki çarşamba belki cuma, ama kesinlikle dün olmayan bir gün, yerlerden birinde, kız ya da erkek bilmediğim ama bir çocuk olduğunu bildiğim bir çocuk yaşarmış. Dünden sonraki veya önceki herhangi günlerden birinde yaşayan bu çocuk söylediğine göre sonsuzmuş. Kendini bildi bileli her gün yaşıyormuş ve yine anlattığı üzere, şimdiye dek atladığı bir yarın bile olmamış. Sonsuzluğun verdiği güvenle, dünler hariç, günlerce yerlerden birinde neşe kaynağı olup insanların yarın kaygılarına uzaktan üzülürken, onlar için bir şeyler yapma çabası içindeymiş. Aslında hak veriyormuş onlara, yarın geldiğinde ona yetişememek zor bir şey olmalıymış, sonsuzluğu olmasaymış naparmış. Bu konuları her gün -dünler dışında- düşünür ve insanlara bu sayılı günlerini güzel bir şekilde yaşatma kararına daha da kararlılık eklermiş. Sabahları gülümseyerek uyanır, asık suratları portmantodan kaldırırmış. Yüzleri gülen insanların midelerini de sevindirdikten sonra yola koyulur, herkesin güldüğünden emin olmak için aklında not ettiği şakaları yerlerden birindeki halka sırayla anlatırmış. Bunları yaparmış çünkü yarını ileride bırakma ihtimalleri hep var olan bu insanlara merhamet duyduğu kadar, kendine de bu sonsuzlukta bir yer edinme derdindeymiş. Günler geçip giderken, çocuk dünyayı daha iyi bir yere dönüştürme projesindeki istikrarıyla her yarına daha da umutlu uyandığı sıralarda, çocuğun kedisi ölüvermiş. 9 canı da tek tek tükenmiş ve kedi orada kalmış. Çocuk bunu atlatmakta çok zorlanmış çünkü bunun bir gün olacağını bilse de sevdiklerinin geride kalma fikri sandığından çok daha yorucu bir gerçekmiş. Her zamanki görevini aksatmasa da eski neşesi yokmuş çocuğun. Sonsuzluğunu paylaşmak istiyormuş. Henüz bunu gerçekleştirecek yollara kafa yorarken, bir gün, aniden, hiç ortada yokken bir salgın salınıvermiş. Yerlerden birindeki herkesi tek tek dolaşmış. İnsanları güldürmeyi bırak, onları uyandıramıyormuş bile çocuk. Çocuğun, sevdiği bu insanlar yarını göremeyecekler korkusu bir anda ya yarını görürsem’e dönmüş. Her geçen gün biri orada kalıyor ve çocuk hiçbir şey yapamamanın çaresizliğiyle sonsuzluğunu onların gözüne sokmamak için insanlardan uzak bir şekilde, kafası ellerinin arasında, düşünüp duruyormuş. Birkaç haftanın sonunda yerlerden birinde yalnızca kendisi varmış artık. Sonsuzken hiç oluvermiş. Hiçliğin sonsuzluğu kendisine ağır gelse de orada kalmak korkusu hala bir şekilde bu duruma minnet duymasını sağlıyormuş. Sonra, belki bir perşembe, evet bir perşembe günü, hiçliği korkusuna üstün gelmiş ve çocuk sonsuzluğunu yerlerden birinde hala yarını görebilen tek canlı olan meşe ağacına devretmeye karar vermiş. Nasıl yapacağını düşünürken, eski dostlarının nasıl orada kaldığını hatırlamış. Hasta olması gerekliymiş, ama bunu yaparsa sonsuzluğunu ağaca geçiremezmiş. Meşe ağacının karşısına dikilip onunla konuşmaya başlamış, sonsuzluğun yükünden bahsetmiş ama orada kalmaktan iyiymiş, çocuk orada kalacakmış çünkü diğer tüm sevdikleri oradaymış. Ağaç dinlemiş çocuk konuşmuş, hiç kıpırtısız oturduğu yerde tam 5 gün durmuş. 6 gün durmuş. 13 gün durmuş. 42 gün durmuş. 153 gün durmuş. Durdukça durmuş. Bu duruş ne kadar sürmüş bilinmez, günler geçmiş -dünler değil- kar yağmış, güneş batmış ve daha neler olmuş, çok şey olmuş. Yerlerden birinde artık sadece boş evler ve bir meşe ağacı varmış. Çocuk orada mı kalmış yoksa ağacın sonunu da görüp yarınlarca ağaca bakınca ona mı benzemiş bunu da bilmiyorum. Dünde kalan ağaç mıymış çocuk mu, buna anlattığı hikayenin hiçbir kısmına hakim olamayan gözlemci olarak diyebilirim ki; bunu yalnızca yerlerden birindeki boş evler bilir. Fakat hangisi olursa olsun bir sonsuzluk yerlerden birinde, günlerden pazartesi, salı -dünler hariç- fark etmeksizin varlığını sürdürür gider.

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım1,115 okundu
Müzik
21 paylaşım1,115 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım988 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım988 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım772 okundu
Hikâyat
0 paylaşım772 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.