Düşmek

Mutsuzdum. Üstelik özlüyordum da. Üstelik param da yoktu. Bütün yokluklar bir bir kovalıyorlardı beni.

avatar
14 Şubat 2017
3 Paylaşım 842 Okunma

Dün akşam kent meydanındaki düşüşten daha doğrusu yere kapaklanıştan sonra eve suratım beş karış gittim. Feride “ne oldu” diye sorunca da bir kez daha doldu gözlerim. Sinirlerim alt üst olmuştu. “düştüm” diyebildim. Sorularının ardı arkası kesilmedi sonrasında. Düştüm işte. Sanki bütün gücümü, yenilgilerimi, sevgilerimi, özlemlerimi, sevdiklerimi, hikayelerimi, sözcüklerimi, sabrımı, hayatımı kaybetmiş gibi düştüm. Yakışıklı bir lise öğrencisi yüzünden düştüm ve bu düşüş beni sıfırladı sanki. Düştüm. Kapaklandım hatta. Çantam, dosyalarım, bilgisayarım, o sırada annemin telefondan gelen sesi her şey ama her şey düştü. Uzun süren bir düşüştü sanki. Ya da sanki zaten aslında düşüyordum da farkında değildim ve bu düşüş farkındalığımı yerine getirmekle kalmadı yalnızlığımı da sorgulattı sanki. Ve düştüğüm yerde doğrulurken özür dileyen mahcup ergene dönüp gayet yumuşak fakat fevkalade sitem dolu ses ve gözlerle “biraz daha dikkatli olabilirdin değil mi” diye sordum. Bunu sorarken ağlamaya hazır bünyem, gözlerimle gizli bir anlaşma yapmış gibi sessizce feryat ediyordu. “özür dilerim” diyen efendi çocuk, sitemkâr ve üzgün hâlim karşısında o kadar şaşkına dönmüştü ki yere dağılan bana yardım bile edemiyordu.

Herkes bana bakıyordu. Herkes. Bütün dünya bana bakıyordu. Sanki bütün dünya küçülmüştü ve Bursa’nın kent meydanında sıkışmış bir vaziyette vücut bulmuştu. Önce bütün Bursa sonra bütün dünya beni izliyor ya da belki acıyor aynı zamanda kim bilir belki gülüyordu. Sakar olduğumu mu düşünüyordu dolmuştakiler, meydandakiler yahut tam on altı saatini birkaç on insanın başında ayakta geçiren bu zavallı kadına yardım etmek mi istiyorlardı acaba. Hiç bilmiyorum. Anlatsam her şeyi onlara en baştan, belki tolere edebilirdim bu durumu. Öyle bir sıkkınlık haliydi. Ayağa kalkabilip toparlandıktan sonra her şeyi anlatmak istedim o ismi Ahmet, Mustafa ya da Ali olan o çocuğa. Oturup ‘87 yazından başlayarak her şeyi. Bir an bunun için açtımsa da ağzımı hikâyenin sözcükleri büyüdü büyüdü büyüdü ve onulmaz bir hâl aldı dudaklarımın içeride kalan kısmında. “neyse” dedim. Devam ettim yoluma.

Mutsuzdum. Üstelik özlüyordum da. Üstelik param da yoktu. Bütün yokluklar bir bir kovalıyorlardı beni.

Şimdi o düşüşten kalma bir hastalık hali var üzerimde. Sabah bahçeye bakan penceremi Mustafa tıklattı. Şirkette kayda değer olmayan meseleleri kendisine yönlendirdiğimiz Mustafa “iyi misiniz” diyebildi. Çünkü her hâlimden benim için günün aydın olmadığı anlaşılıyordu. Çünkü belki ben de dünyaya gönderilmiş kayda değer olmayan bir mesele idim.  Kısılmış bir ses, şişmiş iri gözler, solgun bir yüz’düm bugün.

“İyiyim Mustafa sağol”

“Gerçekten iyi misiniz? Sizi doktora götüreyim mi?”

Bir an durdum ve Mustafa’nın sabah 6:30 yüzüne baktım. 6:30 yüzü. Evet böyle bir şey vardı. Onun benimkilerin neredeyse yarısı olan kıpkırmızı olmuş kahverengi ve samimi gözleri ilgiyle gözlerime odaklanmıştı. Ne kadar iyiyim desem de aslında iyi olmadığımı bilen anlayışlı ve ısrarcı hâli sözcüklerine yansımış devam ediyordu. Ve hiçbir şey söyleyemedim hâliyle. Doktora gidip gitmemek isteyip istemediğimi bilememekten değildi bu verdiğim esler. En son ne zaman birinin gerçekten gerçek bir ilgisini hissetmiştim, görmüştüm gözlerinde?

Nasılsın diye en son kim, ne zaman sormuştu mesela?  Nasılın diye sorulduğunda en son ne zaman iyi hissetmiştim kim bilir.

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.