Efendime Söyleyeyim

Dergiye yazı gerekiyordu oturup masaya baktım. Gördüğüm ve okumadığım her şey ile her gün okuduğum tek şeyi anlattım işte.

avatar
6 Şubat 2017
1 Paylaşım 661 Okunma

Tam bir ay evvel bu gün işten kovuldum. Fakat o kadar güzel kovuldum ki bu kadar güzel bir kovulma ancak bir anı olarak dergilerde yer alır, dedim ve attım kendimi salondan apardığım kalan tek sağlam sandalyemin üzerine, yaklaşık 100 yıllık ağaç masamın arkasına.

Masa da, masaymış ha! Üzerinde ayların üşengeçliğini taşıyor. Mesela Küçük Prens. Tabii ki Fatih Erdoğan ruhu değmiş. Hemen altında nasıl “büyük başarılar” elde ettiğini anlayamadığım ve birkaç gün evvel “deneyeyim” niyetiyle aldığım bir Aslı Erdoğan –Bir Kez Daha- kitabı. Altında Şahname. Yanında Farsça bir İncil. Üzerinde bir Kindle ve içine yüklenmiş İngilizce Kur’an. Bitişinde Zât-ı şahanelerinin birkaç hafta önce gönül almak amacıyla gönderdiği ama artık kurumuş, kısım kısım da masaya yapraklarını dökmüş çiçekler. Birhan Keskin, Sevan Nişanyan, Furuğ üst üste.. Yan yana 4 tane kullanmaya kullanmaya kullanılmaz hâle gelmiş kayda değer model dolma kalemlerim, her kaldığım otelden çaldığım kurşun kalemler, göz kalemi, masanın her yanına akmış musahhih gereci kırmızı tükenmez, sürekli diyette olmam sebebi ile 3 tane bir buçuk litrelik su şişesi. 2 tanesi dolu. Bir tanesinin de yarısı dolu. Çünkü ben hep şişenin dolu tarafına bakarım.

İngilizce konverseyşın materyalleri, Fono Farsça’nın hemen bulanıklığında fark ediliyor. Yıllar önce söylemesi ayıp Amerika’da bir ikinci elciden –ki bilemiyorum belki 3. ya da 4. el- aldığım bir tahtanın üzerinde “honesty is thefirstchapter in thebook of wisdom” –dürüstlük, bilgelik kitabının ilk konusudur- yazan zamazingo. Onu da bütün yukarıda anlattığım şeyler ile sağ alt köşesi Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak’ının üzerine konuşlanacak şekilde yerleştirmiş bırakmışım. Olsun. Masaya her geçtiğimde okumak, yazmak, çalışmak ve türevleri için ilk önce içten bir “eyvallah” çekiyorum.

Biri siyah biri gri oje. Yarısı hâlâ yenmemiş muhtemeldir ki geçmiş bir vakitte açlık bastırmak için alınıp sonra akıbetiyle ilgilenilmemiş peynirli çubuk kraker. Boğaz pastili, suni göz yaşı, teki kaybolmamış çok eski yıllardan bir adet küpe. –diğer teki, ahirette amelim iyi olur da yüz bulursam soracağım ilk şeydir; “benim o çok sevdiğim küpemin teki neredeydi dünyada? Deyü”

Başa dönüyorum.

Dergiye yazı lazımdı. La’da şapka var. Lâzım. İdi. Bütün bu yukarıda saydığım şeylerden ötürü kovuldum işten. Çektiğim tek “eyvallah”  o kıytırık tahta üzerindeki İngilizce bilge cümle.

Dergiye yazı lâzımdı. Evlendirme programları kaldırılsın, dergiye yazı yetiştiremiyorum. Ekseriyetle üşengecim ve battaniyenin altını, televizyonun karşısını, kanepenin kenarını daha çok seviyorum.

Dergiye yazı gerekiyordu oturup masaya baktım. Gördüğüm ve okumadığım her şey ile her gün okuduğum tek şeyi anlattım işte.

Dergiye sürekli yazı lâzım. Ruhum devinimli, bedenim bu gün 20 dakika plates yapıp 15 saat yattı.

Dergi. Bir buçuk litre su. Müzik. Uyku. Aşk ve bir de tereyağlı çupra.

Bu aralar sağlığa faydalı şeyler.

İlginizi çekebilir

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım747 okundu
Hikâyat
2 paylaşım747 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Babacığım
Deneme
0 paylaşım149 okundu
Deneme
0 paylaşım149 okundu

Babacığım

Hayat Can - Haz 18, 2017

Hakikat demişken... Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Ân – Açık Parlak Sarı
Dem
2 paylaşım160 okundu
Dem
2 paylaşım160 okundu

Ân – Açık Parlak Sarı

Hayat Can - Haz 17, 2017

Cebinden sigarasını çıkarırken sağ bacağını sol bacağının üzerine attı ve ayn'anda karşısındaki eski çamın dallarına konuşlanmış kahverengi siyah sokak güvercinini gördü.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.