Giden Gitsin Sen Şarkılar Söyle İçinden

Yağmur korkunç değildi aslında. Yağmur bereket. Fakat gitmenin herhangi bir hayrını görmedim, -güç katmasından başka.

avatar
24 Ocak 2017
15 Paylaşım 1,221 Okunma

Ortaköy sahilinde Ortaköy Waffelcısı’ndan aldığımız muzlu ve çilekli muhteşem vafıllarımızı kemiriyoruz elimizde, Mina’yla.

Aslında Mina en yakın arkadaşım değil. Mina kuzenim. Fakat yanında çırılçıplak olabildiğim az kişiden biri. Ve aslında 27 yaşım biterken çileğe alerjim olduğu ortaya çıktı. Fakat hiçbir reaksiyonun şu an önemi yok. Hava gayet yerinde. Ortaköy ortalama bir kalabalığa sahip. Camiinin restorasyonu tamamlanmış. Ve mendil satan teyzeler hala mendil satmakta ya da su.

Oturan ve vafıl, kumpir ve yahut herhangi bir şey kemiren insanlara doğru klavyeli flütüyle bir çocuk yaklaşıyor. Gerçekten çocuk. Dünyanın tüm pisliklerinden bîhaber, üstü başı, yüzü gözü kir içerisinde yedi  yaşında filan olduğuna kâni olduğum bir çocuk, adını bilmediğim enstrümanıyla Nilüfer’in caddelerde rüzgar’ına nefesiyle melodi veriyor.

Başlıyoruz Mina ve ben, aklımda aşk var diye devam etmeye. Benim yok aslında. Mina’nın aklında nişanlısı Ali var. Tam da şu an Whatsapp’tan eğlenceli eğlenceli yazıştığı. Benim eğlenerek seviştiğim, yemek yaptığım, eğlenerek elinden tutup sürüklediğim bir aşk yok. Gidiş hikayem var fazlaca. Onları anlatmaya geldim.

-Bu şarkıyı, hatırlıyorum. İlkokuldaydım. Babam yeni gitmişti. Tam da o zaman Nilüfer’in bu şarkıyı söylediği bir albümü çıkmıştı. Arabadaydı Nilüfer şarkıda. Havada korkunç bir yağmur vardı. En az bir terk ediliş kadar korkunç bir yağmur.

Yağmur korkunç değildi aslında. Yağmur bereket. Fakat gitmenin herhangi bir hayrını görmedim, -güç katmasından başka.

O zaman anneme yalvarıp bu albümü aldırmıştım. Albüm de demezdik o zamanlar. Kaset. Evet, o zaman sahip olduğum ilk kaset Nilüfer’in caddelerde rüzgar’ı söylediği kasetiydi. Hep babamı düşünürdüm o şarkıyı dinlerken ya da o şarkıyı hep dinleyip babamı düşünürdüm. Yirmi yıldır düşünüyorum. Şarkıyı ise ancak bir sokak çocuğu  elden düşme bir ucuz enstrümanıyla çalarsa düşünüyorum.

O nedenle bu şarkı çok gitmek gitmek bir şarkı. Babanın gitmesi, baba gitmesi, babalar gibi gitmek, gitmelerin babası falan feşmekan.

Mina: Bunun babanın gidişiyle bir ilgisi yok ki ama. Sözlerine filan bakınca da, sevgili terk etmesi bu şarkı.

yazar notu
gün ışımaya başladı ve bu satırları daha rahat yazabilmem için bu karanlık odaya şu an o şarkıyı dolduruyorum sevgili okurum; sen de bir tıkla cebindeki ya da oturduğun yerde koltuğun kenarına sıkışmış olan telefonundan bu şarkıya hemen şu anda ulaşabilirsin.

Ama hani süper baba filan da vardı o zamanlar. Niye o değil de bu?

-Benim sekiz yaşıma kadar tanıdığım tek erkek babamdı. Bildiğim tek aşk da ona duyduğum aşktı. Yaşadığım ilk terk ediliş de onun tarafından gerçekleşendi. Ben ondan önce dünyanın nasıl bir yer, insanların nasıl yaratıklar olduğundan habersizdim.

Tam burada o da özlüyormuş, benim bir tanem, hep ağlıyormuş ben olmayınca, öyle yazıyor son mektubunda diye mırıldandık.

Mina: Evet ya.

Derken, biraz arabesk olacak ama çocuklar, Mina’nın gözleri bir doldu. Onu gördüm. Onun gözleri dolsun diye anlatmadım.

Babacım. Eğer ki bu satırları şayet bir gün okursan senin de gözlerin dolmasın. Gözleriniz dolsun diye yazmıyorum. Ben sadece bir sürü terk edilişi artık içimde tutamıyorum. Aslında tam olarak sanırım, içime sığdıramıyorum. Bak şimdi benim de gözlerim doldu.

Mina: Artık bu şarkıyı her duyduğumda aklımdan sen geçeceksin.

İşte şimdi çılgın ve seksi bir kahkaha attım. Aman efendim ne münasebet! Geçen yine Berfu ile dibine kadar içtiğimiz, bilmem kaç mekân değiştirdiğimiz bir gecenin sabaha karşısında iki kız kendimizi Kalamış’ta bir karaoke barda bulduk. İçerisi tenha denebilecek kadar yalnızdı -size kıyak: tenha, Farsça bir kelime, Türkçe karşılığı yalnız demek. Hadi bakalım bundan sonraki anlam ilişkisini kurmak sizin meseleniz olsun- ben sarı laleleri söyledim. Mazhar, Fuat, Özkan. Berfu renkli rüyalar otelini sarhoş kafayla bence gayet giderli söyledi ve Mina beni caddelerde rüzgar blah blah cümlesinden sonra hatırlayacağını söyleyince o geceyi anlattım. Renkli rüyalar oteline her denk gelişimde Berfu’yu anıyorum.

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım1,102 okundu
Müzik
21 paylaşım1,102 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.