Gönül Dostlarının Dergâhı: Sahaflar

Sahaf kitaplarının hikâyelerine bir de el yazması eski nüshalar, siyah-beyaz İstanbul kartpostalları ve fotoğraflar eşlik eder. Her biri farklı bir şahsiyet. Kimisi bir aile fotoğrafı; önde duran siyah önlüklü, beyaz yakalı iki masum çocuk...

avatar
21 Ocak 2017
33 Paylaşım 865 Okunma

Sahaflar, sararmış ve yıpranmış sayfalar, kitap kokusu. Bu saydıklarım beraberinde çoğumuzun aklına bâzı semtleri de getirir. Nesil olarak gençliğine değil de yaşlılığına yetişebildiğimiz semtleri; Beyoğlu’nu, Kadıköy’ü, Fatih’i, Ankara Caddesi’ni ve nihayetinde Beyazıt’ı.

Bir sahaf dükkânı, kitabın o nazende kokusundan tanındığı mekân. Belki de; “iki satır arasına yüz yıllık telâşenin sindiği yer.’’  Sahaf eline düşen kitap farklıdır çünkü evvela hepsinin bir hikâyesi vardır. Ne olmuştur da sahaf eline düşmüşlerdir? Sahipleri hayatta  mıdır? Belki bir adam sevdiği kadın tarafından terk edilince, sevdiğiyle ortak olarak biriktirdiği kitaplarını sahaflara bağışlamıştır. Öksüz ve yetim kalmış bir çocuğun kaderiyle aynıdır o zaman bir kitabın kaderi de. Belki bâzılarının sahibi bu dünyadan gittiği zaman, çocukları bunca hatırayı hiç düşünmeden kolilere sığdırıp sahaflara getirmiştir; içlerindeki anılara aldırış etmeden. Sahaf eline düşen kitap farklıdır çünkü yaşanmışlık kokar onlar.  Eğer kokuların bir rengi olsaydı bu kokunun rengi gri olurdu bence. Ne unutulmuş ne de gün yüzüne çıkarılmış. Bu gri kokulu kitaplar bir yaşama, bir aşka, bir vedâya şahit olmuşlardır. Kimisinin bâzı sayfalarında mürekkebi çoktan solmuş, üzerine düşülmüş notlar yer alır; ‘’gönül sevdiyse seni, söyle bundan ne çıkar?’’ Kimisinde gözyaşlarının izleri vardır, kırışmıştır o sayfa. Kimisinde altı çizilmiş, kayda değer görülmüş satırlar.Kimisinin sayfalarının arasında ise eski bir fotoğraf buluruz. Her birinin hikâyesi farklı onlarca kitabın yolu bir yerde kesişmiştir işte…

Sahaf kitaplarının hikâyelerine bir de el yazması eski nüshalar, siyah-beyaz İstanbul kartpostalları ve fotoğraflar eşlik eder. Her biri farklı bir şahsiyet. Kimisi bir aile fotoğrafı; önde duran siyah önlüklü, beyaz yakalı iki masum çocuk. Nasıl olmuştu da aile albümlerinden kopup buralara gelmişlerdi? İşin en acıtıcı kısmı bunu düşünmek belki de.

Sahaflıkla uğraşan esnaf da az çok bu hüzünden nasiplenmişlerdir. Dükkânın önüne atılan ufak bir iskemle ve demli çay yeter akşamı getirmeye. Kitaplarının aralarında uyuyan kediler de onlarla beraber akşamı bekler. Bir sahafa girdiğimizde sadece mekânda değil zamanda da yolculuk yaparız aslında.  Bir ruhu vardır buraların. Ben bahsettiğim bu ruhu daha çok sırtını Beyazıt Camii’ne yaslamış olan Sahaflar Çarşısı’nda buluyorum.  Adeta bir kültür hazinesi.

Geçenlerde eski İstanbul ile ilgili bir kitap okuyordum. Yazar orada sahafların 1950 öncesi halinden bahsetmiş. Sahafların 1950’de geçirmiş olduğu yangını da anlatmış ve sahafların eski halini yitirdiğinden dem vurmuş. Başlarken de dediğim gibi biz bu semtlerin yaşlılığına ve yorgunluğuna yetişen bir nesiliz. Eskiyle kıyaslayınca Nef’i’nin şu yergisini günümüze uyarlarsak haksız da sayılmayız değil mi?

17. Yüzyıl şairlerinden Nef’i, dizelerinde kendi gönlünü Levh-i Mahfuz’a benzetip, dostlarınınki gibi sahaf dükkânı olmadığını söylerken dostların gönlünü olduğu kadar sahafları da yermemiş midir sizce?

Levh-i mahfuz-ı sühandir dil-i pâk-i Nef’i
Tab’-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhaf değil

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.