Gün

Mezat, nam-ı diğer açık arttırma satışı, genel olarak dönem filmlerinde gördüğümüz ve çoğunlukla antika ve değerli eşyaların katılımcılara sunulduğu ortam, yer.

avatar
2 Kasım 2017
3 Paylaşım 460 Okunma

Münzevi yatağından uyandığında kendini Fatih kitap mezadına gitmeye kararlı olarak buldu ve o anda kendini düzeltti; yataktan uyanılmaz, kalkılır. Uyku mahmurluğu işte.

***

Mezat, nam-ı diğer açık arttırma satışı, genel olarak dönem filmlerinde gördüğümüz ve çoğunlukla antika ve değerli eşyaların katılımcılara sunulduğu ortam, yer. Satışa önceden belirlenen bir fiyatla çıkarılan eşya katılımcıların fiyatı arttırmasıyla değerine değer katar ve en son fiyatı veren eşyanın yeni sahibi olur. Yine önceden belirlenen bir komisyonu da öder ki bu genelde kitap mezatlarında %15-20 civarında oluyor. Örneğin 20 liralık bir eşya aldınız. Ödeme yaparken %15 komisyonu da ekler ve 23 lira ödersiniz.

Kelime anlamı olaraksa mezat, “ziyade”yle yakın akraba. “Zada” arttı, çoğaldı; “mazad” arttırmak demek. Z harfinden sonraki a’da uzatma var.

Kitap mezatıysa tahmin edileceği üzere ağırlıklı olarak kitapların satışa sunulduğu yerdir. Ağırlıklı olarak diyorum çünkü bazen eski basım dergi, takvim, poster veyahut fotoğraf da satışa sunulabiliyor. Mezada sunulan kitaplar arasında yazarından imzalı olanına, ilk baskı olanlara, Osmanlı zamanından kalma bir öğrencinin matematik notlarına veya el yazması Mushaf’a, Elifba’ya rastlayabilirsiniz. Malumdur ki bu gibi eserler diğerlerine nazaran çok daha yüksek fiyata alıcı buluyor.

İşte İstanbul Fatih’te, Fatih Camii’denUnkapanı İMÇ çarşısına doğru inerken Refah Sokak’ta, merdiven altı diye tabir edilecek bir yer olanDylemi Sahaf’ta her pazartesi ve perşembe akşam saatlerinde kitap mezadı yapılıyor. Saat 18:15 & 18:30 gibi başlayan mezat, kitap sayısına göre 23’e kadar devam edebiliyor. Sahaf sahibi Hüseyin abi, arkeoloji mezunu ve yüksek lisansınıysa sinema-televizyon bölümünden yapmış. Mezat boyunca yaptığı espriler uzun süre oturmaktan hafif dalgınlaşmış olan katılımcıyıkendine getiriyor, dikkatini çekiyor.

Evet şimdiki kitabımız Yer Deniz Büyücüsü. Büyücülükle ilgili bir kitap.

Mezada çıkacak kitaplar mezat zamanından saatler önce internete fotoğraflar halinde yüklendiğinden, katılımcılar almak istediklerini kendince liste yapabilir. Elbette her istenilen kitabı almak kolay değil çünkü diğer kitap severler de kitabın iyisini kaçırmak istemez. Hatta uygun fiyata kitap alıp ondan kâr etmek isteyen sahaflar da oluyor ki genelde imzalı ve/ya ilk baskı kitapların peşinde oluyorlar.

***

Ve Gün. Mezada çıkacak kitaplar önceden masa üzerine dizilmiş. Kimi plastik, kimi tahta, kimi de deri kaplı koltuk misali olan oturaklar yerli yerinde. Önce gelen yerini alır. Fakat genel olarak düzen şöyle; sahaf sahipleri masaya yakın kısımda düşük fiyata çokça kitap alma peşinde. Onların yanında veya hemen arkasında yazma eserlerden, Osmanlıca, Arapça dillerinden anlayan kitap tutkunları yer alıyor. Yine aynı sırada imzalı kitap yahut ilk baskı eser bekleyenler ve diğer kitap severler bulunuyor.

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım. O sırada mezadın nasıl işlediğini, kimin ne tür kitapların peşinde olduğunu anlamak için ortamı seyre koyuldum. Tarih kitapları toplayanı, sinema-estetik kitapları kollayanı, eski basım dergileri kaçırmayanı hemen gözüme çarptı. Rakibim var mıydı? Bunu sessizliklerini koruyanları görmeden söyleyemezdim. İnşallah olmazdı.

Kitaplar çıkıp yeni sahiplerini buldukça ben heyecanlanıyordum. Yarım saat geçmeden bir dolu kitap gözlerimin önünden geçip gitmişti. Önümde yazılı olan kitaplara bakıp onların geçip geçmediğini düşünüyordum. O anda ilmini ve duruşunu pek sevdiğim Bedri Gencer Hoca teşrif etti. Arada bu mezada geldiğinden haberim vardı ve şimdi onu görmek pek mutlu etmişti beni. Bunları düşünürken “Buz” diye bir ses duydum. Modern edebiyatın önemli eserlerinden olduğu söylenen bir AnnaKavan kitabı. Aslında kitabın veya yazarın nasıl olduğuyla ilgili pek bir bilgim yok fakat zamanında alınacaklar listesine not etmiştim. “Var” diye elimi kaldırdım. Kimse fiyatı arttırmadı. Siftahı yaptık. Elden ele arkaya, benim olduğum yere doğru kitap geldi. Yine o sıralarda Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı’sı geldi. Listemde var ama ben ne olduğunu anlamadan biri aldı gitti kitabı. Hafif bir üzgünlük çöktü, acemilik işte. Neyse dedim ve mezada başladım. Çok geçmeden aradığım bir başka kitap çıktı piyasaya; Profesör Doktor Ekrem Buğra Ekinci’den Osmanlı Hukuku. 5 liradan açılış yapıldı ve birer lira artışla hemen 10 liraya yükseldi. Bedri Gencer Hoca fiyatı biraz daha arttırdı. Mezat sahibi Hüseyin abi şakayla karışık “Gençler bu kitabı Bedri Hocama bırakmayın. Hocam siz de izin verin ilim talebeleri alsın kitabı.” dedi. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum fiyat 15 liranın biraz üzerinde bende kaldı. İlk esaslı kitabımı almış oldum. İlk baskı, 2008. Tertemiz. Buna yeteri kadar sevinemeden mezada gelmemin esas sebebi olan Selçuklular Zamanında Türkiye adlı eserini gördüm. Osman Turan, nam-ı diğer “Selçuklunun Halil İnalcık’ı”. Allah rahmet eylesin. İki kitabını okumuştum. Türkiye’de Siyasi Buhran – Manevi Buhran. Çok çok sevmiştim. Sonrasında İsmail Kara’nın Sözü Dilde Hayali Gözde adlı biyografik kitabında gördüm kendisini. Bayramlarda olmak üzre epeyce ziyaretine giderlermiş. Masası üzerinde tonla kitap ve not bulunurmuş her daim. “Bir değil 10 Osman Turan olsa bunları bitiremez” gibisinden sözü var. Çalışmış, çalışmış ve bunca değerli eseri bizlere bırakmış. Kabri nur olsun. Bu kitap da bana kaldı. 1971 baskı, tertemiz bir kitap. İçimde sevinçle süslü “Allaaaah” nidaları. Artık başka kitap olmasa da kâfi derken kendimi Adem ile Havva Yusuf ile Zileyha adlı kitaba talip olurken buldum. Hüseyin abi elinde kalacak kitaba birinin sahip çıktığını görünce “Gözümsün!” diyerek kitabı bana doğru uzattı. Peşine, Kafka’nın Şato’su ve Kadir Mısıroğlu’nun Macar İhtilali kitapları bana geldi. Tarih kitapları toplayan arkadaş Macar İhtilali için fiyatı arttıracaktı ama o vakte kadar pek çok kitap aldığı için olsa gerek el kaldırmadı. Kitap ikinci baskı, kapağı ve kâğıdıysa harika kalitede. Arkadaşın hayıflanmasını anlıyorum. Bunlar olurken arada Yusuf Atılgan’ın 1959 basımı Aylak Adam kitabı çıktı mezada, Varlık Yayınları.1 liradan başladı yanlış hatırlamıyorsam ve 130 liradan yeni sahibine gitti. Aynı şekilde baskısı olmayan ve Hüseyin abinin “piyano nasıl çalınırı anlatan bir kitap” diye tanıttığı Kurt Vannegut’un Metis’ten çıkan Otomatik Piyano kitabı da 130 liradan alıcı buldu. Cemil Meriç’in yazılarının bulunduğu Hisar Dergisi’nin bir sürü sayısı havalarda uçuştu. Ve güzel haber, piyasacı Elif Şafak’ın Aşk adlı maneviyat satan paçavrasına 1 lira dahi verilmedi. Neden sonra biri o fiyata aldı gerçi ama olsun.

Yaklaşık üç-üç buçuk saattir devam ediyor olan mezatta istediğim kitapların çoğunu almış durumdaydım fakat bir tanesini bekliyorum; Türkün Dili Kur’an Sözü. Mezada gelmemin bir diğer sebebi desem yeridir. Biraz geç gelmiştim mezada, acaba kaçırdım mı diye etrafımdakilere kitabın çıkıp çıkmadığını sordum. Bilmiyorlar. Saate bakıyorum 22yi geçiyor. Babam aramış, geç oldu demiş ki ev en az 1 saatlik mesafede. Sanırım çıktı ve gitti kitap diye düşünüyorum. Ellerimde kitaplar ödeme yapmak üzere kim-ne kadara-ne aldı diye not eden arkadaşın yanına gittim. Nedense ödemeden önce ayakta öylece dikili vaziyette bekledim. Beş dakika geçti geçmedi ki beklediğim kitap çıktı meydana. Bulanlar arayanlardır demişler; ekliyorum, biraz da bekleyenlerdir. O da bana nasip oldu. Hemen ödemeyi yapıp çıktım. Hızlı adımlarla Unkapanı’na ve oradan Haliç’e doğru yürüdüm.

Havayı soluyorum, enfes. Gelirken böyle değildi, hatta hafif üşüyordum. Şimdi elimde bir poşet ve çantamda bir ağırlık. Evet, hava enfes, içimde sıcaklık var.

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım477 okundu
Müzik
21 paylaşım477 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım409 okundu
Hikâyat
0 paylaşım409 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım1,491 okundu
Hikâyat
2 paylaşım1,491 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.