Kafesteki Gemi

Elimin acısıyla irkilince parmağıma batan camı fark ediyorum.

avatar
1 Mart 2017
4 Paylaşım 432 Okunma

“İşte bu 157 yıl yaşadıktan sonra ölen ağacın son sonbaharında döktüğü yapraklardan ve bu da balta girmemiş ormanlarda bir bıçakla tam 3 yılda kesilmiş ağaçtan yapılmış defterden, evet bunu unutuyordum, bu ise ceviz ağacından yapılmış 3 bacaklı bir sehpanın sol bacağından, ah şu da var ki…” Önümdeki kül koleksiyonunu anlattıkça anlattım. Keşke bitirseydim artık ama bunu istemek ayıp olurdu diye bir şey söylemedim. Son olarak basılan ilk 100 Euro’luk banknottan arta kalanları da hevesle anlattıktan sonra sustum. 37 parçalık bu nadide koleksiyonu en baştan anlatmak isterdim ama ayıp olurdu diye bu isteğimi bastırdım. Sustum, ben konuşmayınca dinleyecek bir şey de kalmamıştı. Koleksiyonumu özenle geniş kutusundaki yerine bıraktıktan sonra koltuğa oturdum ve pencereden dışarıyı izlemeye koyuldum. 7 katlı bir apartmanın 13. dairesinde, rahatsız edici şehir gürültüsünden göreceyle yukarıda kalan penceresinin, hani hep şu filmlerde anlatılan “dünyaya açılan pencere”ydi, önünde geçirirdim zamanımı daha çok. Dünyaya açılan pencereyi kapattığımda ise, dünyanın hak etmeyeceği güzellikteki koleksiyonumun başına giderdim.

Pencerenin önüne koyduğum bir şişenin içerisine kıstırılmış gemiyle dışarıdaki yağmurun oluşturduğu ironiyi fark edince gülümsedim. Gülünecek bir şey yoktu aslında ama yorum yapamadım. Teorik olarak bakarsak aslında bu yağmur da başka suların külleri sayılır. Ya da hayır, suyun küllerinden doğan bir şey olduğunu söyleyebiliriz ve yağmur da bir Anka kuşu gibi—Bu kadar uzatmak zorunda mıyım. İrkildim, ama sustum. Araya girmemeliydim fakat dayanamadım. Koleksiyonumun 38. parçasının ne olacağına kafa yormaya başladım. Ağaç yaprakları, para, kitap, defter, mobilya, giysi… kendi içinde özel anlamları olsa bile içerik bunlardan ibaretti. Daha farklı bir şey eklemeliydim ama aklımda hiçbir şey yoktu. Bir şey var aklımda. Bunun üzerine daha önceden düşünmedim. Şimdi düşündüm. Saçma geliyor fakat sonradan alıştım fikre. Yıllarımı koleksiyonuma ekleyecektim.

9 yaşımdan beri biriktirdiğim, her yılın ilk gününe ait takvim sayfalarını yerinden çıkardım ve çok durmasa da, aslında herkes tarafından yapılan bir şey olarak görünse de anlamı benim için büyük insanlık için küçük eylemi gerçekleştirmeye koyuldum. 2007 Ocak 1. Hiçbir şeyler yılı. 2003 Ocak 1. Kaybetmeler yılı. 2011 Ocak 1. Unutulma yılı. 2016 Ocak 1. Anlamsızca uyanmalar yılı. 1998 Ocak 1. Önemsenme yılı. Halihazırda bunların karışımı olarak hafızam iş görüyordu fakat bunu koleksiyonumda görmek de hoş olurdu diye düşündüm. Kağıtları tekrar tekrar inceledikten sonra kuru olduğundan emin olduğum küvete hepsini bıraktım. Ateşi yakıp tüm yılların ortak kaderde buluşmasını izledim. Söndükten sonra külleri toplayıp diğerlerinin yanına ekledim. Eklediğim 18 yıl koleksiyonumun, Fatih Sultan Mehmet’in yanında İstanbul için savaşan yeniçerinin üniformasından sonra, en iyi parçası oldu. Yenisi eklenince 38 parçayı tekrar anlatma ihtiyacı duydum, yine bir şey söylemedim ve aynı heyecanla anlatmaya başladım. Bitince tekrar sessizliğin içinde kaldım. Gidip pencereyi açtım ve yağmurun iyice şiddetlendiğini gördüm. En üst katta olduğumdan çatıdan gelen sesler ve damlayan sular dolayısıyla anlamıştım zaten. Pencereyi yine açık bıraktım ve geminin kafesinin üzerine yağmur damlalarının ulaşmasına izin verdim. Acıktığımı hissetmesem de bir şeyler atıştırmak için mutfağa gittim. Rüzgar sesini duyuyor ve üşüyordum ama mutfaktan bir süre çıkmadım. Odaya döndüğümde tavandan akan suyun ve pencereden içeri giren yağmurun hayatımı yerle bir ettiğini gördüm. Küllerin üzerini kapatmayı her nasılsa unutmuş ve ıslanıp yok olmalarına neden olmuşum. Sakinim. Sakin değilim. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Bunu ben yaptım. Bunu neden yaptım. Susuyorum. Bildiğim en iyi şey bu. Yıllarıma bakıyorum. Bir sehpa bacağına karışmışlar. Dizlerim boşalıyor ve olduğum yere çöküyorum sonunda. Elimin acısıyla irkilince parmağıma batan camı fark ediyorum. Kafamı kaldırınca gözlerim bulması gereken yere onu oraya kendisi koymuşçasına odaklanıyor. Kafesinden kurtulan gemi odada biriken su üzerinde duruyor.

İlginizi çekebilir

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım117 okundu
Hikâyat
0 paylaşım117 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım926 okundu
Hikâyat
2 paylaşım926 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Babacığım
Deneme
0 paylaşım247 okundu
Deneme
0 paylaşım247 okundu

Babacığım

Hayat Can - Haz 18, 2017

Hakikat demişken... Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.