Manifestomuz

Dar Kapı; âhir zamanda bütün yolların, kapıların, karınların genişlediği / genişletildiği bir döneme şâhit olmanın vebâlidir. Bu vebâli omuzlarımızda taşımayı şeref sayarak çıktığımız yolda, önümüze çıkartılan bütün geniş yollara, kapılara inat, dar olanı seçip yürüyeceğiz inşallah. Bu yürüyüşümüzü anlamlandıran, geniş kapıya mukâbil Dar Kapı’nın seçilmesi olacaktır. Dar Kapıyı uzun uzadıya anlatacağız ama kısaca söylersek Dar Kapı, yaşama götüren kapıdır. Yaşamayı unutmuş bizlere, diriltici bir çağrı; Dar Kapı.

***

Neden Dar Kapı?

Bu kapı ne kadar dar olursa olsun ihtivâ ettiği anlam ve değer genişlerden daha geniş; büyüklerden çok daha büyüktür. Dar Kapı’nın künhüne vâkıf olma, bir süreç işi. Yaşaya yaşaya öğreneceğiz belki de Dar Kapı’nın ehemmiyetini, yolunu, darlığını… Kendisine doğru her adım atışımızda belki zâhiren olmasa da hakikat itibariyle o kapı biz ve yol arkadaşlarımız için genişleyecektir. Çetin bir yolun sonudur Dar Kapı. Kişiyi yıkama götüren geniş yoldan ve yolun sonundaki geniş kapıdan kaçışın adıdır… Yaşamayı yeniden iliklerine kadar hissetmek isteyen çocukların kapısıdır, Dar Kapı…

Biz çetin yolun tâlibi olduk: Yaşamanın. Yaşamayı anlamlandırmanın. Yapay yaşantılardan, birbirinin taklidi olan hayatlardan, suni sevinç ve hüzünlerden Allah’a sığınanlardanız. Hakikatin boyası değmemiş hiçbir gündelik koşuşturma ve konuşma el-mevtu hakkun* düsturuna inanmışlara câzip gelmeyecektir. Geniş yol ve kapısının bütün cezbesi ve şaşaasına rağmen ‘lezzetleri acılaştıran ölümü çokça zikrediniz’ tavsiyesi ile hakiki yüzünü gören ve her şeyin üstüne fânilik damgasının vurulduğunu idrak edenlerin Dar Kapı’yı seçmekten başka çaresi olamayacağını biliyoruz. Yol çetin olsa da.

***

Kimi şeyler taht kuruyor zaman zaman dünyamızda. Çoğu defa sorgulamak aklımızdan bile geçmiyor. Farkına dahi varmadan, kendimizi amansız bir akıntı içerisinde buluruz bir süre sonra.

Yaşadığımız yaşantılara, şâhidi olduğumuz olaylara ‘farklı pencerelerden’ bakabildiğimiz zaman bâzı sorgulanamaz ‘saçmalıklarla’ dolu olduğunu görürüz etrafımızın. On bir, on iki yaşındaki çocukların dershânelere niçin gittiği sorgulanamaz mesela. Yahut sorgulanmaya çalışılsa kıyısından ‘istikbâl endişesi, parlak bir gelecek’ ifadelerine bolca atıfta bulunulan cümlelerle karşı karşıya kalacağız. Televizyonsuz bir ev hayal mesela bir çoğumuz için. Böyle tercihlerde bulunup, uygulamaya koymak bir yana bunların normal/olabilir/yaşanabilir olduğunu dile getirmek bile delilikle suçlanmak dâhil bir dizi ‘bedel’i göze almayı gerektirir. (geniş yol ve kapısının rahatlığına karşın dar kapıya giden yolun çetinliği aklımıza gelebilir)

İçinde yaşadığımız çağda bu sorgulanamazlardan biri de ‘güncellik’tir. Güncellik artık hastalık boyutuna varmış, insanların akıllarını başından alacak kadar güçlenmiştir. Ve güncelliğe dil uzatanlar delilikle yaftalanacak kadar kutsanmış bir hâldedir.

Tv ekranlarından, sokaktaki hayata, esnaf muhabbetlerinden, üniversite kantinlerine kadar her tarafı sarmış olan bu güncellik, yaşamanın özünü bize unutturandır. Nasıl yaşandığını, kendisinin peşinde koşarken unutturandır. ‘Güncellik’ yaşam düşmanıdır. Evet, günceli takip edenler aslında en çok kendilerinin yaşadığını zannederler. Oysa, güncellik peşinde, nice insan gelip geçen, akıp giden, yarın bir anlamı kalmayacak olan olaylara ve haberlere yatırır ömür sermayesini.

Güncellik, rotası olmamaktır. Rüzgâr nereden vurursa o yöne hareket eden gemi ne kadar hareket ederse etsin, hakikat itibariyle aslında hiç hareket etmemiştir. Güncelin peşindeki insan da güncellik kendisini ne tarafa savurursa orada gözünü açar. Ve ne kadar yer değiştirmiş, ne kadar yoğun ‘gündem’ler geçirmiş olsa da aslında hakikat itibariyle hiç yaşamamıştır.

Akıllı insan gündelik olayların peşine düşmez. Onlar adı üstünde ‘gündelik’tir. Olaylar gelir geçer; olguların hükmü bâki kalır.

Ve, fâni dünyanın güyâ ‘büyük’ olan gündelik olayları ile ilgilenen insanlar, her zaman gündemde kalan en ‘aktüel’ olguları ve soruları unuturlar.

Geniş yol ve kapının yolcularına karşın biz hiçbir zaman ‘güncel’i gündemimiz yapmayacağız. Gündemimizi güncel tutacağız sadece. Dar Kapı’nın ve çetin yolun sahibine inanmış ve bu yolun sonunda O’nunla karşılaşacağını bilen insanların gündemleri. Derdimiz budur.

Fikirden, edebiyata, sinemaya, kitapların satır aralarına, müziklere, hayata dair her şeye kendi gündemimiz perspektifinden bakacağımız Dar Kapı Vira Bismillah diyor… Her ne kadar yol çetin, kapı dar da olsa varın yol arkadaşımız olun. Bu yol, yaşamın kendisine götüren yoldur.

*Ölüm haktır.