Monolog II

Fakat özgürlük ve mutluluk kavramları ne kadar bana ait bilmiyorum. Bana sorarsanız özgürlük nedir bilmem, mutluluğu da bir adama deli gibi aşıkken hissetmiş, bilmiştim.

avatar
8 Ocak 2017
642 Okunma

Kendimi nasıl idare edebileceğimi bilmiyorum kaç zamandır. Boşaltılmış hissediyorum, gövdemin bir yerinde delik açılmış da oradan dökülmüşüm gibi. Zaman zaman yaşadığım aşırı yoğun duygulanımlardan sonra bir durulma mı onu da bilemiyorum. Bu bilinmezlik, içine düştüğüm bu uçurumun kenarlarını sivrileştiriyor, daha da derinleştiriyor. Hiçbir yerde bir anlam kırıntısı bulamıyorum; bunun ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlatmaya yetecek kadar kelimem var mı ondan da emin değilim. Bu hiçbir şeyi bilmeyiş, bu içine düşülmüş arayış beni uçsuz bucaksız bir okyanus gibi çevreliyor. Ne bir yön ne bir ufuk var. Olabildiğince kıpırtısız, dalgasız bir okyanus bu. Gökle aynı renkte, şekilsiz, sınırsız belki sonsuzluk gibi ama daha çok boşluk. Her türlü hareketlilikten arınmış, bu sabit suyun içinde ne yapacağını bilmeyen yersiz, yönsüz biriyim.

Özgürlük dedikleri bu mu yoksa? Olabildiğince kayıtsızlık.. Bilmenin tüm ıstırabına rağmen içindeki hazzı, yaşama iliştirme kuvvetini kim inkar edebilir ki? Birinin her şeyden yalıtılmış bir ortamın içinde tamamen bağımsız olduğunu kim iddia edebilir ki; bu uçsuz bucaksızlıkta eğer özgürlük var olsaydı mutlu olmam gerekmez miydi? Tersi durumda, yani kayıtlı olunan bir dünyada özgür olunamayacağına göre özgürlük diye bir şey yok, dolayısıyla mutluluk da. Mutluluk sadece özgürlükle bağlantılı bir konu değil, sadece tüm bilmemiş özneme rağmen türümün tarihi olan insanlığın belleğinde bazı kavramların bazı anlamları çağrıştırdığını biliyorum. Özgürlüğün pek çok insanda olumlu bir çağrışım yaptığı, mutlulukla olan ilintisi inkar edilemez. Fakat özgürlük ve mutluluk kavramları ne kadar bana ait bilmiyorum. Bana sorarsanız özgürlük nedir bilmem, mutluluğu da bir adama deli gibi aşıkken hissetmiş, bilmiştim. En azından mutluluğu görsem tanırım fakat özgürlük için aynı şeyi söyleyebilir miyim bilmiyorum. Bilmek fiilini isteyip istemediğim hem biliyor hem bilmiyorum, bu daha çok duygularımla beraber bir seyir halinde. Benliğimi bir umursamazlık kaplamışsa bilmenin en az ıstıraplısından en çok ıstıraplısına kadar hepsinden soyutlanmak istiyorum. Bir bardağın sahip olduğu işlev veya varoluşun anlamı-amacı’ndan kendime bahsetmek, dahası içimde ısrarla bundan bahseden sesi de susturmak istiyorum. Böylesi zamanlarda ya mevcut düzen(!)de beni öfkeye boğan bir şeye rast gelmişimdir yahut kendimi mutluluğa layık görmüş, bu bir çeşit kayıtsızlık sayılan durumla kendimi mutluluğa ulaştırabileceğime inanmışımdır. Bu inanç ne kadar hayali ise elde edilen de o denli hayali oldu benim için. Söz konusu kayıtsızlık halinde kendimi içine sokmayı başardığım mutluluk halkasının dışına taşmam yahut çemberin bir küçük kıpırtıyla çatlamasına, kıpırtıların patırtılara dönüşmesiyle parçalanmasına, bu pembe halkanın beni yükselttiği gökten yere çakarak beni daha da parçaladığına tanık olmuşumdur çoğu kez. Bu her mutluluğun kaderiymiş gibi geliyor bana, sonsuzluğun hangi şey için mümkün olduğunu bilmiyorum. Ruh için mi, sonsuzlukla varolmaya devam edecek olan şey nedir?

Bilmemenin de bilmek kadar ıstıraplı olduğunu öğrendim. Kendince bir fikriyata, sisteme sahip bir yazar okuduğumda, böylesi bir insanla karşılaştığımda ona imreniyorum. Kendini tanımanın ferahlığına ulaşabilmek nasıl bir yolda olmayı gerektirir? Kendini tanımanın, ıstıraplarıyla tanışabilmenin ferah kelimesiyle ilgisi, en azından onunla tanışabilmekte olduğunu söyleyebiliyorum. Kendine yabancı kalmanın bu ferahlıktan alabileceği bir pay yoktur, içimdeki onca kuşkuya rağmen bundan eminim. Bu bir adım; kendini tanımak için yola koyulmak, kendine doğru atılmış en büyük adım. Devamı ayrı bir gayret istemesine karşın adımı atılmayan yolda yürünmeyeceğine göre yola koyulmak; öncelikle bir yolun olduğu emniyet ve ferahlığını -tüm sapmalara rağmen-, kendini tanımanın muazzam keşfini içinde bir inci gibi taşır.

 

İlginizi çekebilir

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu
Müzik
21 paylaşım1,103 okundu

Zaharya (- 1740?) (Mir Cemil)

Mücella Yazan - Oca 01, 2018

Itri musikimizin Süleymaniye’si ise, Zaharya da Sultanahmet’idir. Yahya Kemal 18. yüzyılın başında ulus-devlet dönemi başlarken çokuluslu bir imparatorluk olan Osmanlı…

Gün
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu
Etkinlikler, Kitâbiyat
3 paylaşım973 okundu

Gün

Erhan - Kas 02, 2017

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım.

Bir Düğümün Arefesinde
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu
Hikâyat
0 paylaşım760 okundu

Bir Düğümün Arefesinde

Hayat Can - Eyl 04, 2017

Bölünmüşlüğün verdiği ıstırapla televizyonu açtım. Rağbet görmediğini tahmin ettiğim tahmin ettiğim bir kanalın bozuk yayını odanın içerisine Malena'nin sessiz haykırışlarını yayiyordu.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.