Tutunmaya Çalışanlar

Sağ eliyle kavradığı kitabının okuduğu sayfasına işaret parmağını sokmuştu ve yerinin kaybolmaması için elinden bırakamıyordu.

avatar
17 Haziran 2017
1 Paylaşım 178 Okunma

Ve kardeşlerim sırayla isimlerini, memleketlerini, bölümlerini söylemeye başladılar. Kitap okuyan iki arkadaşın isimleri, Sedat ve Mehmet Ali idi. Sedat, Erzincan’ın Kemah’ından gelmiş, on dokuz yaşında, inceden sakallı, masum bir gülüşü olan ve akla kazınan zeki bakışlara sahip bir matematik öğrencisiydi. Elinde tuttuğu kalın Oğuz Atay’ı fark ettiğimde kendisini Edebiyat Fakültesi’nin bir öğrencisi ve kim bilir belki de geleceğin büyük bir romancısı olarak tahayyül etmiştim. Ama o hem gönlü feda bir ülkücü hem de entelektüel bir bilim adamı olacaktı demek ki. Sağ eliyle kavradığı kitabının okuduğu sayfasına işaret parmağını sokmuştu ve yerinin kaybolmaması için elinden bırakamıyordu. Ya da belki de okuyacağı bir sonraki cümleyi çok merak ediyor Turgut’un yahut Selim Işık’ın yeni düşsel yolculukları arasında kaybolmak için sabırsızlanıyordu. Ben de çok severdim Atay’ı. Büyük bir romancıydı. Anlaşılmaz ve hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacak olan bir düşünce adamı olarak görürdüm. Benim de tekrar tekrar okumaya çalıştığım bir romandı “Tutunamayanlar”. Bana da en çok yakın gelendi Selim Işık. Belki cesur düşsel zekası

Etkilemişti beni Oğuz Atay’ın, belki Selim’in kahredici yalnızlığı veya Ruh Adam’da hayranı olduğum karakter Selim Pusat’a olan benzerliğiydi Sedat’ı ve beni alıp götüren. Her ne idiyse de “Tutunamayanlar”ı okuyup hayata daha sıkı tutunanlardan olmaya çalıştığımız gerçeği önemliydi aslolan. Sedat’la kitap üzerine derin münazaralar yapmak isterdim fakat gözbebeğimize gözbebeklerini odaklayıp tanışma seremonisinin kendileriyle buluşmasını bekleyen diğer yedi arkadaşa ayıp olmaması ve o yedi arkadaşı da en az Sedat’ın düşsel dünyasını merak ettiğim kadar merak ettiğim için, tokalaşma faslına devam ederek adımı tekrar ettim. “Oğuzhan, merhaba.” diyerek.

Sedat’ın karşı ranzasında da en az Sedat kadar zevkli kitap okuyan diğer arkadaşın adı ise Mehmet Ali idi. Mehmet Ali de bu kez tahminimi yanıltmamış, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Edebiyat 3. sınıf öğrencisi olduğunu bir çırpıda dile getirmişti. Mehmet Ali’nin edebî havası her tavrında kendini ele verir şekildeydi. O ise yanımıza yaklaşırken kitabını ters ve kaldığı sayfa açık bir şekilde yatağının üzerine bırakmıştı fakat ne okuduğunu anlayamamıştım. 22 yaşındaydı, yaşıttık. Uzun boylu ve çok yakışıklı bir gençti. Siyah, kulak memesine uzanan saçları vardı. Dönemin modası… Hatta belki saçını arkadan biraz toplasa bir solcuyu bile andırabilirdi. Fakat naif ve masum yüzü buna izin vermezdi yine de. Olgun bir duruşu ve ağır bir konuşması vardı. Bu olgunluk yaşından mı geliyordu, yoksa edebiyat fakültesinin ve özellikle İstanbul Üniversitesi’nin verdiği bir vakur duruş muydu onu tanıdıkça anlayabilirdim. Belki de çok şey yaşamıştı ve bu yaşanılanlar saç tellerine değin işlemiş, ona bir “ağabey” havası vermişti. Sakaryalıydı. Ama çoğunlukla Beyazıt’taydı.

Diğer üç arkadaştan bir tanesi Ankara Siyasal’dan yatay geçişle İstanbul’a gelmiş ve harekete İstanbul’da devam etme kararı almıştı. Sinan, Ankara’yı sevememişti. Ankara ona çok zaptedilmiş gelmişti. 77 öğrenci olaylarında gözaltında türlü işkencelere maruz kalmıştı. Ailesinin de ısrarıyla kaydını İstanbul Üniversitesi’ne aldırmıştı bu nedenle. Ailesinin İstanbul’da yaşamasına ve hatta Aksaray gibi yakın bir muhitte olmasına rağmen o, hareketine ülküdaşlarıyla sırt sırta yan yana döğüşerek devam etmek istediğinden yurtta kalıyordu. Gelmek isteyen, kalmak isteyen, ait olma duygusunu en derininde yaşayan her ülkü gönüldaşına bu yurdun kapıları ardına dek açıktı ve asla “yerimiz yok” denmezdi. Sığınmak ve savaşmak isteyeni Allah korur, yurt ise bağrına her türlü basardı. Hiç yatak kalmasa bile yere serilen şilteler en iyi döşekten daha huzurlu uyku ve güven verirdi. Bu üç kişilik grubun diğer iki üyesi daha çekingen, ama cesaretleri odaya girdiğimiz sırada tartıştıkları Ecevit iktidarından belli olan Süleyman ve Selim’di. İkisi de yine İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi 2. sınıf öğrencisiydiler. Yozgatlılardı. Fakat arkadaşlıkları hemşehriliklerinden değil ideolojilerinden mütevellitti. Süleyman iki yıldır bu yurtta kalıyor, Selim ise Süleyman’la tanıştıktan sonra yurdu keşfediyordu. Ne tevafuktur ki memleketleri aynı olan bu iki ülküdaşın isimleri de bir arada anıldığında Şanlı Osmanlı Padişahı, 3 kıt’aya hükmeden Muhteşem Kanuni’yi akla getiriyordu. Hayat işte böyle güzel tesadüflerle doluydu ki, aslında bu bir tesadüften öte bir işaretti. Zaten kendilerinin de ayrılmaz ikili oldukları nasılda hissedilebilir bir bütünleşmeydi. Kim bilebilirdi ki Süleyman’ın, üniversite içerisinde çıkan çatışma sonucu hiç tanımadığı bir ülkücü kardeşini komünistlere karşı koruyacağı sırada göğsünden aldığı üç mermiyle şehit olacağını. Bu tanışma seremonisinden sadece birkaç ay sonra… İşte bunları da bilir ama susardı Edirnekapı. Bu ne ilk verdiğimiz şehit olacaktı ve ne de sonuncusu… Topraklar kana susamıştı madem, biz de damarlarımızda dolaşan son damla kana değin akıtırdık ve feda olurdu. Vatan sağ olurdu ve bize yeterdi.

İlginizi çekebilir

Şahmaran Söylencesi
Hikâyat
2 paylaşım746 okundu
Hikâyat
2 paylaşım746 okundu

Şahmaran Söylencesi

Orhan Bahçıvan - Haz 19, 2017

Bazılarına göre İran kaynaklı bir masaldır. Bazılarına göre de Mısır kaynaklıdır. Anadolu toprakları üstünde yüzlerce çeşitlemesi bulunan, Şahmaran anlatımının geçtiği yer olarak Tarsus şehri gösterilir.

Babacığım
Deneme
0 paylaşım149 okundu
Deneme
0 paylaşım149 okundu

Babacığım

Hayat Can - Haz 18, 2017

Hakikat demişken... Kendi hakikatimi ararken ben, benimle sabah ezanlarına kadar yorulmadan yaptığın kıssalarla dolu sohbetini özledim. Evet.

Ân – Açık Parlak Sarı
Dem
2 paylaşım159 okundu
Dem
2 paylaşım159 okundu

Ân – Açık Parlak Sarı

Hayat Can - Haz 17, 2017

Cebinden sigarasını çıkarırken sağ bacağını sol bacağının üzerine attı ve ayn'anda karşısındaki eski çamın dallarına konuşlanmış kahverengi siyah sokak güvercinini gördü.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.